15 12 2008

Seni Tanıdım Karanlıklar Nura döndü

Seni Tanıdım Bir yetim gibiydim şu fani dünyada Başı boş ne yapacağını bilmeyen Örnek gösterilenler aciz,kusurlu Diyordum öyle birini örnek almalıyım ki kusursuz olmalı Tanıyamadım,tanıtamadılar Rasulüm Seni Anlatamadılar,sevdiremediler. Tanımayınca nasıl sevebilirdim ki, Oyalandım sahte sevgilerle... Yıllar geçti garipliğim iyice boynumu büktü Yoruldum yalancı modellerden İşte yaş 19 olmuştu...     Seni Tanıdım. Bir güneş gibi doğdun hayatıma Evet dedim aradığımı buldum... Öyle bir dalmıştım ki hayatını okumaya Sanki yeniden doğmuştum. Tüm karanlıklar yok olmuştu Sen bu garip yetimin ellerinden tutmuştun. Aradaki asır farkı ortadan kalkmıştı Benim gibi analı babalı ümmetin manevi yetimlerini bırakmamıştın... Seni Tanıdıkça kendimi buluyor hatalarımı düzeltiyordum.. Yıl 1990 dı ama Aynı zaman dilimindeydik Seninle... Her bir hadisin yoluma Işıktı... Minberde Seni dinliyordum sanki... Hep yanımdaydın... İyiki bulmuştum Seni yada Sen beni almıştın yanına bilmiyorum... Bu dem de Peygamberim öğretmenim,kılavuzum,Liderimdin... Bir dem daha geldi Seni kendime öyle yakın hissettim ki acıların üzerime yüklendiği yıllardı belki... Babam diyordum artık sana bir baba sıcaklığı bulmuştum sende. Herkesin terk ettiği demde yine sen vardın yanımda... Kızın Fatıma'nın yanında bir kızında ben olsam derdim.     Nur Cemaline kavuşma iştiyakıyla uykuya daldığım demler çok olmuştur. Seni Tanıdım; Işık oldun,Nur oldun, Yoluma Kılavuz oldun, Rehberim oldun... Sonsuz şükürler olsun sana ümmet yaratılmışız Sonsuz şükürler olsun kalbimiz İslam Nuruyla aydınlanmış. Ey Sevgili En Sevgili Bırakma elle... Devamı

20 11 2008

Ebedi Sevgilim

Ebedi Sevgilim Bezm-i eleste hayran olduğum Aşk meclisinde hayrete daldığım Fani dünyayı boş verdiğim Aşkınla bi karar kıldığım..... Uğruna belalara düştüğüm Yandıkça yanmamayı öğrendiğim Dem gelip süveydana daldığım Gönül beytullahını tavaf ettiğim...... Lâ ilâhe illallah kılıcıyla Tüm gönül putlarını devirdiğim Kâh İbrahim'in olup teslim olduğum Kâh İsmail'in olup kurbanın olduğum Kâh Muhammedî nurunla Aşkına boyandığım.......... Al götür beni buralardan Cemaline hayran olduğum..... Aşkınla yanan yüreğim Dem gelir volkan olur..... Dayanamam yangınına......     Aşkına düşeli yaşıyorum .... İşte öylesine..... Kulluğum tamamlansın, diye....... Bir çağırsan Bir haber salsan Vuslat zamanıdır Hadi gel diye... Hazırlanacağım bir gelin gibi Ellerimde aşkının kınası Üzerimde gül kokuların Masum beyaz gelinliğimle.... Yüzümde kırmızı alım Sorsan bana ne getirdin, diye Yok sana sunacağım Salih bir amelim.... Dağıtmışım hepsini Nefsim azmasın diye Geldim işte kapına Acziyetim hiçliğimle..... Sadece bir tutunduğum Gül dalım var elimde Simgesidir aşkımın Kabul edermisin? Kapındaki gedanı... Ebedi sevgilim... İlahiaşk.... 11.Kasım 2008 10.30 ... Devamı

26 10 2008

Gül'ü Tefsir Edebilmek

Bu yolda gidenler öyle iyi bilir ki Gülün Yolculuğunu...Haydi bilmeyenlerle bir yolculuğa çıkalım beraber...Önce bu yola talip olmak gerekir, yoksa gülden başka çiçeklerde var, dikensiz,isteyen onlara gidebilir...Ama madem yolun gülün yolculuğuna benziyor, talebin onu istiyor, o zaman hazır ol, karşılaşacaklarına...Yola başladık...Yol dikenli, başladı bile seni incitmeye, canından can kanından kan damlar sızım sızım...Yılmak yok devam,bak senden önce giden kardeşlerin var, onlarda gidiyor ayakları kanaya kanaya, yürekleri sızlaya sızlaya...Bak ufukta yeşil yapraklar var bunlar senin ailen,dostların sevdiklerin,akrabaların...Çok sevdin hepsini değilmi? Varını yoğunu vermek istedin, canını isteseler verirdin, o kadar çok sevdin herkesi, çünkü hamurunda SEVGİ vardı,VEDUD esması ağır basıyordu yaradılışında...Elinde değildi ki sevmemek, çok kırdılar gönlünü, analı babalı yetim büyüdün, bilirsin kırık gönlün ne olduğunu...Bu yüzden midir ki dayanazmadın bir kırık gönül görsen...Sevdin herkesi şartsız sevdin, karşılıksız sevdin,beklentisiz sevdin....Anlamadılar, incittiler seni, boynu bükük ayrıldın onlardan yada, onlar senden...Bak yol devam ediyor ,gülün dalı uzun daha ,demek ki bitmedi bu yol daha...Yinemi dikenler, ahh kanattı yine ayaklarımı olsun, alıştım acılara varsın kanatsın, yansın yüreğim...Ağlarsın kimsenin görmediği yerlerde, ağlarsın doyasıya, yağmur olur söndürür yanan yüreğinin acılarını...Yine yeşil yapraklar çıktı, bari bunlara tutunayım, ne olur ihtiyacım var,sevgisiz yaşayamam ben ne olur sizde kırmayın beni,bari siz bana karşılık verin!!!!Dersin....Yokmu!! Bittimi!! Her yerde sevgiye neden bu kadar düşman herkes, neden menfaat olmuş tüm sevgiler, zormu karşılıksız sevmek zormu!!!!! ....Tutundun sımsıkı bu yapraklara bırakma... Devamı

30 09 2008

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

 .....Şevval’ın birinci günü olan Ramazan bayramı günü ile Zilhiccenin onuncu günü olan kurban bayramı gününe bayram dendi. Çünkü: Mü’minler, bu günlerde, Ramazan ayındeki Oruç farzını eda ederek, Allah (c.c.) ın taatında Şevval’ın altı gününün Oruç tutarak Resuülullah (a.s.v.) ın taatına ve gene farz olan Haccı eda ederek Allah (c.c.) ın taatından Resülullah (a.s.v.)ı ziyaret etmeğe hazırlandıkları için Resülullah (a.s.v.) taatına avdet ettiler.Her sene bayramlar tekkerrür eder. Allah (c.c.) ın o günlerde ihsanı çoktur. Bayram günleri gelince sevinç ve neşe de gelir.Resülullah (a.s.v.) buyuruyor ki:-“Kim bayram günü üçyüz kerre, “Subhanallah-i ve bihamdihi” deyip sevabını müslümanların ölülerine hediye ederse, her kabre bin nur girer. Kendisi öldüğünde Kabrine bin nur indirir.Resülullah (a.s.v.) buyuruyor:-“KİM BAYRAM GECESİ, SEVAB TALEB EDEREK İBADETLE GEÇİRİRSE, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.”Rivâyet edilir ki:Hz.Ömer (r.a.) bir bayram günü oğlunu gördü, üzerinde eski bir gömlek vardı. Hz. Ömer ağlamaya başladı.Oğlu:-“Niçin ağlıyorsun?” diye sorunca..Hz. Ömer (r.a.) şu cevabı verdi:-“Ben, bayram günü seni çocuklar bu gömlek ile gördükleri zaman kalbinin incinmesinden korkuyorum.”Bunun üzerine oğlu şu mukabelede bulundu:-“Ancak Allahın (c.c.), ondan kendi rızasını yok ettiği, anasına, babasına âsi olan kişinin kalbi kırılır. Ben senin rızan sebebi ile Allah’ın benden razı olmasını dilerim.”Bunun üzerine Hz. Ömer tekrar ağladı, çocuğu bağrına basarak onun için dua etti.Şair ne güzel sö... Devamı

30 09 2008

Ramazan bayramı duamız

Ramazan bayramı duamızPeygamber Efendimiz(sav) buyuruyor ki;”her kim bayram gecelerini ihya ederse kalplerin öldüğü bir günde onun kalbi ölmez”Bayram gecesinde 10 rekat namaz kılınır.her rekatta bir fatiha,10 ihlas okunur.her rükuya eğildiğinde rüku tesbihinden sonra on kere;’sübhanALLAHi velhamdü lillahi vela ilahe illALLAHü vALLAHü ekber’okunur.namaz bittikten sonra ALLAHü Teala’ya(cc) bin defa istiğfarda bulunulur.istiğfar bitince secde edilir ve secde de şu dua okunur;‘Ey ALLAH!Ey Rahman!Ey Rahim!Ey hep diri olan!Ey kendi nefsiyle kaim olup hiçbir şeye muhtaç olmayan!Ey celal ve ikram sahibi!günahlarımı bana bağışla,orucumu kabul buyur,namazımı da kabul buyur.’bu duadan sonra ALLAHü Tealadan hacetinin yerine getirilmesi istenilirbir de bayram gecesinde çokça Kur’an-ı Kerim okur,salavatı şerife getirir,teheccüd namazını kılar ve bolca dua ederEUZÜ BİLLAHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎMBİSMİLLAHİ’R-RAHMANİ’R-RAHîMاَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالمَِينَ. وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلىَ آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.Allahım!Mübarek ramazan ayını hayırlısıyla tamamladığımız şu müb... Devamı

30 09 2008

Bayram Namazı

Bayram NamazıONK. DR. HALUK NURBAKİBayram namazı Allah’a yaklaşmak için, özellikle O’nu birlemek için verilmiş ilâhi bir nimettir. Kılınış biçimiyle, hakiki namaza yaklaşmak için çok kesin işaretler taşıyan bayram namazı; tamamiyle bir lütf-ü ilâhi ve rahmettir.Bilindiği gibi bayram namazında, namaz içerisinde iki yerde fazla tekbirler getirilir. Bunlardan birincisi: İlk rekâtta Sübhâneke’yi okuduktan sonra getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirler Fâtiha’nın ilâhi cereyan devresine geçişte bize azami kudreti sağlamak içindir. Bu tekbirlerle kılınan bir namazda; Fâtiha sırrı en geç ikinci rekâtın rükûu sırasında teessüs edeceğinden, ikinci tekbirler ikinci rekâtın rükûuna geçerken getirilir. Bu demektir ki: Gerçek namazda anlattığımız rükûa neden olan sırlar, bayram namazının ikinci rekâtında daha kolay ve açık bir şekilde belirir. Allah’ın rahmet kapıları ardına kadar açık olduğu için daha önce nice çabalarla gerçek namaza ulaşamamış kullar; bayram namazı sayesinde gerçek namaza kavuşur.Bayram namazının bir özelliği de: Bayram namazını kılan o kimse, bu rahmet deryasından tam yararlanamasa bile; ne kadar günahkâr olursa olsun, hatta ilk namazını kılıyor dahi olsa mutlaka namazı kabul olur. Ayrıca, bayram namazının ilâhi rahim sırrı içinde, şahsi günahları da affa uğrar. Şüphesiz ki; Bayram namazı da, cuma namazı gibi herkes için mutlaka gerçek namazı getirmez. Ancak, gerçek namaz bahsinde izah ettiğimiz gibi bulunduğu noktadan, gerçek namaza doğru büyük mesafeler katettirir.Bayram namazının bir inceliği de farz olmayışına rağmen büyük kitleler tarafından kılınma arzusu peygamberimizin bir lûtfudur.Çü... Devamı

30 09 2008

Bayram gunahlardan kurtulmaktir

Bayram gunahlardan kurtulmaktirBayram, günahlardan kurtulma günüdür. Mü’minin bayramı, günahlarının affedildiği gündür. İmânla öldüğü gün bayramdır. Cennette Allahü teâlânın rûyetine kavuştuğu ve Peygamber efendimizi gördüğü gün, mü’minin bayramıdır. HakikiBir bayram günü, insanların neşeyle eğlendiklerini gören hazret-i Ali;“Günah işlemediğimiz gün de, bizim bayramımızdır” buyurmuşlardır.Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine, nice mübârek günler, geceler ihsân etmiştir. Ramazan ve Kurban bayramları da bu ihsânın içindedir. Bunları fırsat, ganimet bilerek, Rabbimizin rızasına kavuşmayı talep etmeliyiz.Ana-babanın rızâsı…Ana-baba hayatta ise, rızâsını almak için uğraşmalıdır. Zira ana-babasını râzı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zâlim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak câiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duâları alınmalı, haklarını helâl ettirmelidir. Ana-babanın duâlarını almak için vesilelerden biri de bayramlardır. Bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler alıp, bayramları tebrik edilerek, hakları helâl ettirilmeli ve duâlarını almalıdır. Arada kırgınlıklar varsa bu vesile ile giderilmelidir. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselama buyurdu ki:(Yâ Mûsâ, günahlar içinde bir günah vardır ki benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba evlâdını çağırdığı zaman emrini dinlememesidir.)Dâvûd-i Tâî hazretleri, kendisinden nasihat isteyen kimseye;“Dünyâda oruçlu gibi, ölüm geldiğinde de, ba... Devamı

25 08 2008

Ramazan Ayı Faziletleri

Ramazan Ayı FaziletleriPeygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai](Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai](Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani](Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi](Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] (Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym](Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur](Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya](İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim](Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun s... Devamı

25 08 2008

Oruçtaki Güzellik

Oruçtaki GüzellikAlimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz. 2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. 3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz. 4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar. 5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar. 6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır. 7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir. 8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünk&u... Devamı

25 08 2008

Ramazan'da Nasıl Beslenmeli

Ramazan'da Nasıl BeslenmeliRamazan ayı bazılarımızın zannettiği gibi 'yeme ayı' değil, 'yememe ayı'dır. Yani oruçlu olduğumuzda iftar ve sahurda aşırıya kaçmamız hiç doğru değildir. Akşam iftara oturduğumuzda (sahura kalkmışsak) 12 saat civarında aç kalmışız demektir. Sindirim sistemimiz istirahattedir. İşte biz iftarda yemeği birden ve aşırı şekilde mideye doldurursak salgılar fazlalaşır, tansiyon düşüklüğü olur. Hele bir de yemeği yedikten sonra uzanıp yatarsak tehlike artar. Vücuttaki kan, mide ve bağırsakların etrafında toplanır. Beyin ve kalbe kanın gitmesi engellenir. Kan birden vücuda dağıldığında ise kalp çarpıntılarına ve krize kadar varır. Bu sebeple kalbinden rahatsız olanlar yediklerine dikkat etmelidirler. Tavsiye edilen; yemeğin yavaş, iyi çiğnenerek ve sohbetle, muhabbetle yenmesidir. Osmanlı konaklarında iftarda önce çorba çıkar, misafirler orucunu bu şekilde açtıktan sonra akşam namazı eda edilirmiş. Yemek ise namazı müteakiben yenirmiş. Aslında sağlığa en uygun olanı da budur. Yine Ramazan'da bol sıvı almalıyız. Taze meyve suyu, ayran gibi içecekler de alınabilir Ramazan'da ağır yiyeceklerden kaçınmalı, meyve ve çiğ sebze tüketimine önem verilmelidir. Ramazan'ın sağlık ayı olduğunu unutmayalım. Doç. Dr. Sefa Saygılı Milli Gazete Devamı