30/6/2008 - Allah Sevgisi

Allah Sevgisi
DR. HALUK NURBAKİ
İmandan sevgiye intikal, ALLAH SEVGİSİNİN nûrunu yakar. Ne var ki, ALLAH SEVGİSİ teorik bir tutku değildir. Aksine istekle seçilmiş bir eylemdir. RIZA ile başlar. Allah’ın takdirine büyük bir teslimiyet, her türlü tecelliye gönlünde sıcak bir hoşgörü ile sürer. Böylece benlikten adım adım uzaklaşmaya başlar. Her sevgi, hoşgörü ve sevgiliden gelen herşeye içtenlik ister. MECAZİ AŞK’ta bile, sevgiliden gelen ikram da, sitem de hep sıcak bir mutluluk yaratır. ALLAH’a inanıp, O’nu seviyorum dedikten sonra: KADERE RIZA KAÇINILMAZ BİR SONUÇTUR. ALLAH SEVGİSİ başladıktan sonra, dengeli bir şekilde artarak kadere rızayı en üst seviyelere getirir. Eğer, bu rıza gelişmeyip, ARA SIRA İSYANLAR HÜKÜM SÜRÜYORSA, SEVGİDE KESİKLİK VARDIR; ÇARESİ: İNFAKI ARTIRMAKTIR. Namaz konusu ALLAH SEVGİSİNİN en vaz geçilmez unsuru olduğu için, dikkat ederseniz o konuda ikaz bile gerekmiyor. Çağımızın: “BENİM KALBİM TEMİZ, ALLAH’I DA ÇOK SEVİYORUM” diyen taklitçilerine hiç aldırmayın. Zira kalp arınınca inanç ve ALLAH SEVGİSİNE koşar ki: ONUN KAPISI NAMAZ’DIR. Sevgide aksamalar nefsin gönle taktığı çelmelerdir. Yüce Kitabımız Kur’an, İNFAKI EMREDEREK GÖNLÜ BU TEHLİKEDEN KORUMUŞTUR. ALLAH SEVGİSİNİN sırrı arttıkça nefs perdesi incelir. İMANDAN VE ALLAH SEVGİSİNDEN MURAT: Nefsi, onun simgesi olan BENLİĞİ eriterek sevgiliyi gönlünde hissetmek ve yaşamaktır. Bu sevginin artışı nefsi ve nefsin dünya ilgilerini sildikçe yavaş yavaş olayların ardındaki gerçek seyredilmeye başlar. İnsan, hikmetten hikmete geçerek, her yeni olayda, CENÂB-I HAKK’IN SONSUZ KUDRETİNDEN BİR BAHANE OLMADIĞINI FARKEDER… Hak âşığı olanların, dünyaya değil de; olaylara karşı tavırları ilâhi sevginin mihengidir. DÜNYAYI TERK YANLIŞTIR. Çünkü, dünyayı terk kulluğu terk gibi bir tezattır. Olayların etkilerini terk etmekse Hak Âşığı için zorunludur. ALLAH SEVGİSİ’nin, Allah indinde makbul olan sırrı ise gönlün her türlü telaş ve gaileden arınıp ALLAH’a âyine olma noktasına gelmesidir. Mânevî eğitimle insan servetinden, tutkularının tümünden, gereğinde aziz sandığı canından bile vazgeçmesini bilecek ve tüm hayatını bu çizgide yaşayacaktır. ALLAH SEVGİSİ’nin gönüldeki şiddeti benliğin yok olma sür’ati ile paraleldir. Ve gönül arınmasını tamamlayınca âyine-yi ilâhi olur. Allah’ın Cemâli yansır. Böyle bir durumda zaten kişilikten arınmış kulun yerini tayin mümkün değildir. Ne var ki bu anda Allah’ın aşk ateşi ile dolan gönül, kulun ekranına SEVDA-YI MUHAMMEDÎ’yi doğurunca imanın asıl sırrı tamamlanır. Böylece Kelim-i Şahâdet’in ilk ışığı, mânâdaki iman tahakkuk eder. GÖNÜL SEMÂSI’ ndaki SIR BUDUR. AŞK-I İLÂHÎ ÖYLE NET BİR GERÇEKTİR Kİ; GÖNLE YANSIYINCA, O GÖNÜLDE TÜM SIFATLARIN TECELLİLERİ O KULUN DÜNYASINA IŞIK TUTAR. Rahmetle yıkanan gönülde merhamet sonsuzlaşır; SABIR, ŞEFKAT DOĞAR. Unutmamak gerekir kir, ilâhî tecellinin en bariz bir yanı HEYECAN VE CESARETTİR. İLÂHÎ TECELLİYE UĞRAYAN KUL TÜM BU YENİDEN HAYAT BULUŞ SIRRI İLE KÂİNATIN İNCİSİ FENEDİMİZİN SEVDA FIRTINASINA YAKALANIR. BU NEDENLE EFENDİMİZE GERÇEK İMAN, ANCAK GÖNÜLLERİNDE İLÂHİ TECELLİ OLANLARA HAS BİR SIRDIR. Böyle bir anda gönlün karşısında: “LEVLÂKE LEVLÂK, LEMMÂ HALAKTÜ’L-EFLÂK” Hadisi okununca: - VALLAHİ HAKLISIN. - BİLLAHİ HAKLISIN, DİYE ÇOŞAR… O KUL ARTIK BİLMEKTEDİR Kİ: 24 Saat içinde en temiz, en yakın, en güzel nefesi, EZÂN-I MUHAMMEDÎ okunurken alabiliriz. Günde üç beş kez beş dakika kasvetten uzak şeytansız soluruz. ÇÜNKÜ O ANDA EFENDİMİZİ SOLURUZ…
Bir gönül mutlak anlamda ilâhî tecelliye uğrarsa âşık makamına intikal eder. Gönlünde, Efendimizin ışığını bulduğu kimseye nazar eder, bir tarz ŞEMS-MEVLÂNA senaryosu doğar. Bu, gönüllerde bir Semâ’dır. Ne Şems sırrı, ne Mevlâna hikmeti kimsenin elinde değildir. Bu bir ALLAH vergisidir. ALLAH, İSTEDİĞİ AN, İSTEDİĞİ GÖNÜLDE BU SEMÂNIN ATEŞİNİ YAKIVERİR…
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/6/2008 - SEMAYA YOLCULUK

SEMAYA YOLCULUK
Gökyüzüne merdiveni dayamalıyım kendimce, Dayamalı ve anlamalıyım zamanı iyice, Yolum uzun başlamalıyım artık, Şairin dediği gibi çıkmalıyım merdivenleri ağır ağır. Dilimde O'na söylenmiş tövbeler yumağıyla, Gönlümü dolduran nurlu imanımla, Ümitle dolmuş şu ömrü hayatımla, Yükselmeliyim bulutlara, Yükselmeliyim yeniden varoluşa. Secdemin ıslaklığı kurumadan, Selanın hüznü kaybolmadan, Gül yüzlümün hasreti şu gönlümde çıkmadan, Zalimler birer birer şu dünyamı yıkmadan, Görmeliyim yıldızları henüz vakit varken. alıntıdır...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/6/2008 - Tesbihimi saya saya...

Tesbihimi saya saya...
Tesbihimi saya saya Bazen atlı bazen yaya Hasretine yana yana Mevlam sana geliyorum
Dallarını tuta tuta Güllerini koka koka Cemaline baka baka Mevlam sana geliyorum
Seviyorum diye diye Gözyaşımı sile sile Beyazları giye giye Mevlam sana geliyorum
Değneğimi ata ata Çamurlara bata bata Hasta olup yata yata Mevlam sana geliyorum
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/9/2007 - Dibe vurmuşum,vurgun yer gibi...........
Yanan yüreklerin sırrını bilenler gelsin meydana, Bu ayrılık canıma yetti hasreti zor geliyor bana,

Yürek yanmadan bu aşk olgunlaşmazmıki ya Rab, Dibe vurmuşum vurgun yer gibi, ateşimi gül eyle ya Ya Rab...

Secde bu olsa gerek, en yakın olduğum an... Görmüyor gözlerim ağyarı, öyle güzelki seninle olduğum an...

Vuslatına bu can nasıl dayanır bilmem... Alsan razıyım canımı her daim....

Ölmeden ölmek bu olsa gerek Yaşamıyor bu can yoklukta gerek Özledim seni hemde çok, Bu hasrete vuslat gerek...
 Sensiz yarım bir yanım,ne yapsam dolduramıyorum...

ilahiaşk
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/8/2007 - İLAHİ AŞK
İlahi Aşk
Karanliğın gündüze hasret kaldığı gibi, Gülleri görmekten çok hasret kaldim sana.
Yapayanlızım bazen, sen her yerde olsan da, Özlemin ateş olur hasret yağmurlarında.
Bir aşk, bir sevgi doğdu gönlümün baharında Sonbaharı, kışında, hem de yazında.
Bir başka aleme alipta götürdü, Eskimiş kırık aynanın karşısında.
Bir aşk buldu beni, Bende beni bırakmayan, Kanayan yarama melhem oldu gönlümde.
Bir Aşk buldu beni, aydınlatıp karartmayan, Tebessüm belirdi yorgun düşen yüzümde.
Nedir bu yangın? Nasıl bir Aşk? Böyle bir sevada, İlahi bir sevginin aşk mucizesinde.
Feth edilen koca bir şehrin surları gibi, İlahi Aşkın kudreti doğdu yüregimde.
Uykularım bölündü, amansız gecelerde, Teheccüte kalkarken şefkatli sevginde.
Mahrum etme beni Aşk’dan ey ilahi kudret, Büyük kutsal bir Aşk’tır, sabret gönül sabret.
Kerem aslı’sına, Ferhat şirin’e kavuşsun, Varsın bu yürek, İlahi Aşk ile kavrulsun.
bir zerre kadar aciz kaldım, senin yanında. Yansın, bitsin uğrunda, ister hep yok olsun
İlahi Aşk… Beni benden koparıp aldında, Divanesi oldum ıssız sokakların.
Karanlık gecelerin nurlu sabahların da, Bana seslenir oldu tüm ezanların.
Hayyaal esselah davetin, haydi gel namaza, Buluşmak vardı ey Aşk senin huzurunda.
Hayyaal el felah dı çağrın, hadi gel felaha Kurtulmak vardı ey İlah senin yanında.
Dağların yorgun yamaçlarına vurdum kendimi, Sana bir adım yaklaşıp ulaşmak için,
Kendimde tutu verdim karanlık gölgemi İlahi Aşk, senin uğrunda ölmek için.
Alıntıdır
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/8/2007 - **dünya elifle dönüyor(Aşk)**

|
Aşka belki bir adım, belki asırlar vardı ama,
sevgiyi diri tutmaktı, yaşatabilmekti esas olan.
Ucuzcular pazarından kurtulup, sultanlar sofrasına hizmetli olabilmekti…
İflah olmaz aşık kisvesini giyebilmekti.
Gönülde maya tutup aşka,
onu göklere armağan edebilmekti…
uçurtmalara… Celâl-i Didar’a yâr olabilmekti benim en gerçek düşüm…
Sen ezelî ve ebedî, arzsız ve arşsız,
cennet ve cehennemsiz, öylesine bir sevdasın ki diyebilmekti… Mevlânaca bir tavır koyabilmekti.
Naz makamına ulaşmayı gönül hedefinin tam ortasına yerleştirebilmekti… Ruhum firdevslere kayarken,
dünyanın sahte makyajı bulaşıyor yüreğime.
Her renk bir adım daha ulaşılmaz kılıyor seni. Kalbimde bir dünya kurup,
binbirinin yıkılışını venüs bardağında seyretmek gibi bir şey sanırım ulaşılmazlığın… Ey ulaşılmaz Matlubum!.. Hırçın dalgalar Kahhar ismini vuruyor dünya sahiline, güller Cemal isminle raksa başlıyor bir seher, kuşlar Nur ismini zikrediyor bir şafak kızıllığında… Bense, Vedud coğrafyanda,
’seven’ şahsında talibi oynamaktayım.
Belki adaylığın adaylığına bile lâyık değilken; “Bende Mecnun’dan füsun aşıklık istidadı var, Aşık-ı Sâdık benim, Mecnun’un ancak adı var…” diyebilme cüretkârlığına koşmaktayım… Belki sadece içimdeki boşlukta çırpınıp durmaktayım… Ey Rab! Sana ulaşamamak sensizlikte kaybolmak nedir, anlatayım mı?.. Kum fırtınasında, çölde, sağanaklara aşık olmaktır!… Dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor…
Aşk…
A.Refik |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/8/2007 - Namazda Aşkla Salınırken

Her hu’da, her hayy deyişimde sanki bir saba rüzgarı alır götürür beni
yüceler yücesinin sevgisine, sevgililerine.
Bir nur iner göklerin derinliklerinden, kainat titrer,
yeryüzü coşar, kalbimdeki ateşler yanar.
Kıvılcımlar saçılır gözlerimden.
Ömrümü verdim sana kabul buyur açılan ellerimi.
Yak diye emredilen emre itaat ettir ve bir an dahi unutturma.
Verilmiş bir söz, atılmış bir adımım olmalıydı,
inlediğim,
inlettiğim aşkımı salıverdiğim esen rüzgara geeeel geeeeel diye aylarca inledim.
Durmadım bir an ne olur al yanına, unutma beni unutturma beni dedim senelerce inledim.
Canımı al yeter ki ayırma beni senden ne olur ne olur tattığım bu sevda tatlılığını,
verdiğin feyzini,
duyunca ismini yaşaran gözlerimi, yanan kalbimi bir an dahi ayırma bu biçareyi senden.
Bahara, kışa, geceye, gündüze inat coştukça coştur, koştukça koştur ve sana getir her adımımı, sana olsun tüm sevgilerim.
Nurunu ayırma, mahşer de bile ardından kapından ayaklarının dibinden ayırma bu biçareyi.
Saklasam verdiğin emanetini, saklasam gözyaşlarımı da toplayıp versem o günde avuçlarına.
Dokunsam ve ağlasam…
Baka baka aşka dalsam, kimse olmasa kimse gelmese yalnız sen ve ben.
Ahhhhhhh sen ve ben demek ne kadar da mutluluk vericidir bana.
Ne kadar da sevinç verici. Tüm ağlayışım, sevincim, gülmem, ağlamam sen sen diye olsa.
Açtığımda avuçlarımı verdiğin feyzini hissetsem avuçlarımda.
Sana doğru giden kervana alsan beni, sen de gel kalma buralarda, seni de götüreyim desen bir kere olsun.
Yansam o anda şükretsem geceler boyu. Ruhum sana mecnundur efendim, gönle fermanım geçmez.
Sen sen diyerek inlerken gecelerde huuu nameleri inletir bedenimi.
Gölgem, huzurum, sustuğum, ağladığım, anlattığım, yandığım sensin.
Yaralı gönlümde var mı ki senden gayrı yar. Varsa eğer al kalbimi, al emanetini.
Sanadır aldığım nefes, sanadır attığım adım, sanadır yürüdüğüm yollar.
Bir dert verdin ki bana Mecnun kıskandı Leyla unutuldu. Eğdikçe eğdim başımı emret emret ya sahibel kulub. Düşünce aşkının boşluğuna yandı cümle âlem,
sen vardın her zeminde.
“Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir?
Bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra” der hakka aşık veli dost Mevlanamız.
Hangi cana canı feda ederiz ki sevgilimiz olmasa, olmasa gecemiz kime niyaz ederiz ki.
Tum ilim kapılarını ve kalbin gizlediği seyr-i alem kapısını aç ne olursun.
Geleceklere seni anlattım hazırlanın diye.
Gölgeler de sana yandım, adını mahşere kadar saklarım dedim, adın mahşer yanana kadar aşktır aşk.
Aşk nedir bilir misin aşk susmaktır kimine göre, kimine göre de yanıp kül olmaktır, kimine göre çatlayana kadar koşmaktır.
Her adımım sana her sustuğum sana, her yanışım sana, sabret ve bekle sana geliyorum sA…
Seccademiz kumlar, seccade emanettir.
Emanetimiz kalbimdedir. EYVALLAH
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Allahü tealanın yüce sevgisine ulaşma yolunda....
Kategoriler
Arkadaşlarım
vaktivisal dolunayayazi simuzer60 kutaysevgi zeynebimmm ferahfezaa dilkusa
...Son 5 yorum...
yazılar love you teşekürler selametle siir konu yok MERHABA ...SELAMÜN ALEYKÜM EY CAN... allahın rahmeti üzerine olsun Hayırlı Bayramlar.. SELAMÜN ALEYKÜM
www.htmlkodcennet.blogcu.com

geovisite
|